OĞLUM HAYATINI KAYBETMEDEN ÖNCE...

“Emin misiniz?”

“Evet.”

Birkaç dakika sonra mezarlığın girişinde duran küçük otomobile doğru yürüdük.

Arka kapı açıldı.

İnce yapılı, solgun yüzlü genç bir kız yavaşça dışarı çıktı.

Miray.

Onu ilk kez görüyordum.

Ama gözleri bana yabancı gelmedi.

Belki Utku’nun mektubunu okuduğum için.

Belki de aylardır onun hakkında bilmeden bir şeyler taşıdığım için.

Miray bana yaklaşırken elleri titriyordu.

“Başınız sağ olsun,” dedi.

Sesindeki suçluluk dikkatimi çekti.

Başını kaldırmaya cesaret edemiyordu.

“Bana bak,” dedim.

Yavaşça yüzüme baktı.

“Özür dilerim,” dedi.

Kaşlarımı çattım.

“Neden?”

“Ben yaşadım.”
Reklamlar