OĞLUM HAYATINI KAYBETMEDEN ÖNCE...

İnsanların söylediği gibi “zaman her şeyi iyileştirmedi.”

Bazı sabahlar Utku’nun odasının kapısını açarken hâlâ onun içeride olduğunu sanıyordum.

Bazen alışverişte sevdiği bir şeyi görüp sepete atacak gibi oluyordum.

Ama Miray arada bir beni arıyordu.

Önce kısa konuşmalar yapıyorduk.

Sonra birlikte çay içmeye başladık.

Birkaç ay sonra üniversiteye yeniden başladı.

Her önemli gününde bana mesaj attı.

Bir gün Kapadokya’dan bir fotoğraf gönderdi.

Gün doğumunda gökyüzünde onlarca balon vardı.

Mesajında yalnızca şunu yazmıştı:

“Utku’nun listesindeki ilk yer.”

Telefonu göğsüme bastırıp uzun süre ağladım.

Ama o gün ilk kez gözyaşlarım yalnızca acıdan değildi.

Aradan üç yıl geçti.

Miray üniversiteden mezun olduğunda törene Figen’le birlikte gittim.

Diplomasını aldıktan sonra kalabalığın arasından doğruca yanıma geldi.

Boynuma sarıldı.

“Başardık,” dedi.

Bir an için Utku’nun sesini duyar gibi oldum.

Tören bittikten sonra bana küçük bir kutu verdi.

İçinden Utku’nun yıllar önce ona verdiği küçük bir anahtarlık çıktı.

Üzerinde tek kelime yazıyordu:
Reklamlar