Haşim Bey, vakfının Kaya ve Sarp Huzur Projesi adında kalıcı bir programı finanse edeceğini açıkladı. Merkezin bir kanadını, zor durumdaki çocuklar için kalıcı bir dikiş ve meslek edindirme merkezine dönüştürüyorlardı ve Sarp’ın ilk sınıfa liderlik etmesini istiyorlardı.
Sarp’a küçük kadife bir kutu uzattı. İçinde sabah güneşinde parıldayan gümüş bir yüksük vardı. Kenarında şu sözler kazılıydı: Zarar veren değil, iyileştiren eller için.
YENİDEN DOKUNAN BİR GELECEK
O öğleden sonra evimiz artık küçük gelmiyordu. Sessizlik sadece bozulmamış, yerini yeni ve canlı bir enerjiye bırakmıştı. Sarp yeni makinesinin başında oturuyordu, parmakları yeni kazandığı bir güvenle dans ediyordu.
Kapı eşiğinde durup parmağındaki gümüş yüksük parıldarken iğneye iplik geçirmesini izledim. On dört ay boyunca, hikayemizin o yağmurlu Salı günü bittiğini sanmıştım. Ama Sarp’a baktığımda Kaya’nın mirasının bir mezarlıkta gömülü olmadığını anladım; o miras, artık onun cesaretinden bir parça taşıyacak olan her çocuğun kalbine ilmek ilmek işleniyordu.
Keder kazanmamıştı. Keder, sadece çok daha büyük ve çok daha güzel bir giysiyi dikmek için kullanılan bir iplik olmuştu. Dünyanın karardığı o günden beri ilk kez oğluma baktım ve sadece kaybettiklerimizi değil, dönüştüğü o muhteşem adamı gördüm.