Üçüncü sayfanın ortasında, yıllardır görmediğim bir isim yazıyordu: Derya Aksu.
Ölen kızımın adı.
Ama beni asıl sarsan, ismin hemen altındaki doğum tarihi ve eski adresimizdi. Birileri bu bilgileri Gonca'nın geçmişine ilişkin bir belgeye kaydetmişti.
Avukat Tuncay Bey'e baktım.
'Bu nasıl olabilir? Kızım on iki yıl önce öldü. Gonca ise daha üç yaşında!'
Tuncay Bey gözlüğünü çıkarıp masaya bıraktı.
'Sabahat Hanım, önce şunu bilmenizi istiyorum. Bu belge Gonca'nın sizin torununuz olduğunu söylemiyor. Ama kızınızın adı, çocuğun geçmişiyle ilgili bir araştırma notunda geçiyor. Bunun nedenini henüz bilmiyoruz.'
Sayfayı yeniden elime aldım. Derya'nın adının yanında bir başka isim daha vardı: Feride Karaca.
Bu ismi tanıyordum.
Derya'nın üniversiteden en yakın arkadaşıydı. Kızım öldükten sonra birkaç kez evimize gelmiş, ardından başka bir şehre taşınmıştı. Yıllar içinde bağlantımız kopmuştu.
'Feride'nin bununla ne ilgisi var?'
Tuncay Bey dosyanın arkasından başka bir sayfa çıkardı.
'Gonca'nın annesi olarak kayıtlarda Feride Karaca görünüyor.'
Boğazım düğümlendi.
'Feride'nin kızı mı?'
'Evet. Ancak Feride'nin çocuğun bakımını neden sürdüremediğiyle ilgili belgeler birbirini tam olarak açıklamıyor. Önceki ailelere verilen bazı bilgiler de birbirinden farklı.'
Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesinde
Afyonkarahisar’da dehşet
Afyonkarahisar’da Olay