Bir de Feride hakkında haber aldık. Kendisine ulaşabildik. Sizinle görüşmek istiyor, ancak karar tamamen size kalmış.'
'Nerede?'
'Yakın bir ilçede yaşıyor. Şu anda hayatını yeniden düzene koymaya çalıştığını söyledi.'
Derin bir nefes aldım.
'Görüşmek istiyorum. Ama önce Gonca'nın bundan nasıl etkilenebileceğini düşünmeliyiz.'
Tuncay Bey de bunun önemli olduğunu söyledi. Feride'yle benim görüşmemin, Gonca'yla hemen bir buluşma yapılacağı anlamına gelmediğini konuştuk.
Birkaç gün sonra küçük bir kafede buluştuk.
Feride içeri girdiğinde onu hemen tanıyamadım. Saçlarında beyazlar vardı, yüzü yorgundu. Beni görünce gözleri doldu.
'Sabahat Teyze...'
Ayağa kalktım.
Bir süre birbirimize baktık. Ardından sarıldık.
Feride ağlamaya başladı.
'Sizi bu kadar yıl sonra böyle göreceğimi hiç düşünmemiştim.'
'Ben de düşünmemiştim, kızım. Otur, konuşalım.'
Masaya oturunca ellerini birbirine kenetledi.
Gonca'nın babasıyla ilişkisinin kızının doğumundan önce bittiğini, sonraki yıllarda ekonomik ve ailevi sıkıntılar yaşadığını anlattı. Yakınlarından yeterli destek bulamadığı bir dönemde çocuğunun bakımını sürdüremeyeceğini düşünerek sosyal hizmetlerden yardım istemişti.
'Onu bırakıp gitmek kolay değildi,' dedi. 'Ama o günlerde verebildiğim en doğru kararın bu olduğuna inanıyordum.'
'Neden beni aramadın?'
Başını eğdi.
'Yıllardır görüşmüyorduk. Sizin ne kadar acı çektiğinizi biliyordum. Kendi sıkıntılarımla kapınızı çalmaya utandım.'
'Feride, keşke bana bir telefon etseydin.'
'Biliyorum. Bunu kendime çok söyledim.'
Bir süre sessiz kaldık.
Sonra çantasından küçük bir zarf çıkardı.
'Gonca'nın ilk doğum gününde çektiğim fotoğraflar var. İsterseniz sizde kalsın.'
Zarfı açtım.
Bir fotoğrafta Gonca, üzerinde tek mum bulunan küçük bir pastaya bakıyordu. Başka birinde Feride'nin kucağında uyuyordu.