Kapının eşiğinde duran kişiyi gördüğüm an, zaman benim için adeta durdu. Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Karşımda ne yıllar önce bizi terk edip giden o vicdansız kadın vardı, ne de bir yabancı. Karşımda, saçlarına aklar düşmüş, omuzları yılların yüküyle hafifçe çökmüş ama gözlerindeki o babacan parıltıyı hiç kaybetmemiş biri duruyordu: Şeref Amca.