Duyduklarımı idrak etmekte zorlanıyordum. Yıllardır benden gizli saklı, sırf bana kaybettiklerimi geri verebilmek için verdikleri o amansız mücadele… Benim meleklerim, o tekerlekli sandalyenin üzerinde sadece hayata tutunmamışlar; aynı zamanda benim kırılan kalbimi onarmak için gizli bir savaş vermişlerdi. Onların bana bir ‘yük’ olduğunu düşünerek çekip giden o kadının aksine, bu iki kız çocuğu benim hayatımın en büyük şansı, en güçlü kahramanlarıydı.
Hale, Şeref Amca’nın elinden kadife kutuyu özenle aldı. İçinden saati çıkarıp benim titreyen ellerime koydu. Soğuk metal avucuma değdiği an, yıllardır göğsümde taşıdığım o koca yumru eriyip gitti.