Bir an nefes alamadım.
“Ve baba… Lütfen yaşamaya devam et. Benim için. Kamyonuna bin, yeni şehirler gör. Belki bir gün başka çocuklara yardım edersin. Onlara sarılırsın. Beni onlarda hatırlarsın. Ama en çok da kendini unutma. Çünkü ben en çok senin gülüşünü seviyordum.”
Kayıt bittiğinde kamyonun içinde derin bir sessizlik vardı. Ama bu kez o sessizlik boğucu değildi. İçimde bir sızı vardı, evet. Ama o sızının yanında garip bir sıcaklık da vardı.
Sude gitmişti. Ama bana son bir yol arkadaşı bırakmıştı: kendi sesi.