Kalbim hızlandı. Eve koştum. Sude’nin odasının kapısında durdum. İçeri girince her şey olduğu gibiydi. Yatağının üzerinde ayı duruyordu. Onu elime aldım. Tozunu silip göğsüme bastırdım.
“Sen varsın,” dedim fısıltıyla. “O hâlâ burada.”
Kamyona geri döndüm. Ayıyı yolcu koltuğuna koyarken içinden hafif bir çıtırtı geldi. Donup kaldım. Bir şey kırılmış gibiydi. Ayıyı elime alıp dikkatlice inceledim. Sırtında düzgün olmayan bir dikiş vardı. Daha önce hiç fark etmemiştim.
Parmaklarım titreyerek o dikişi söktüm.
İçinden küçük bir ses kayıt cihazı ve sararmış bir zarf çıktı.