Ama hemen yanında duran küçük not...

Yiğit bu notu okuduğunda gözleri doldu.

Sonra metal kutuya baktı.

Cevdet Bey hâlâ oradaydı.

Yiğit yavaşça yanına gitti.

“Selim amca şimdi nerede?”

Cevdet Bey şaşırdı.

“İzmir’de yaşıyor.”

“Onu arayabilir misiniz?”

Yaşlı adamın dudakları titredi.

“Yıllardır konuşmuyoruz.”

“Bence aramalısınız.”

Cevdet Bey cevap vermedi.

Yiğit cebinden küçük kırmızı bir kurdele çıkardı. İdil’in elbisesinin paketinden kalmıştı.

Kurdeleyi metal kutunun sapına bağladı.

“Bazen geç kalmış olabilirsiniz,” dedi. “Ama yine de doğru şeyi yapabilirsiniz.”

Sekiz yaşındaki oğlumun bunu nereden öğrendiğini bilmiyordum.

Belki de çocuklar bazı şeyleri biz yetişkinlerden daha kolay anlıyordu.

Cevdet Bey o gün evine döndü.

Akşamüstü kapımız tekrar çaldı.

Elinde telefon vardı.
Reklamlar