Zayıf bir ağlama sesi. Önce kulak asmadım. Anne olduğumdan beri bazen gerçekte olmayan ağlama sesleri duyduğumu sanıyorum. Ama bu ses... Trafik gürültüsünü delip geçiyordu. Gerçekti. Donakaldım, boş sokağı taradım. Ağlama sesi bu kez daha tiz ve keskin bir şekilde tekrarladı. Sesi takip ederek sokağın aşağısındaki otobüs durağına doğru ilerlerken nabzım hızlandı. İşte o an bankı gördüm. Önce birinin bir bohça çamaşır bıraktığını sandım. Ama yaklaştıkça şekil hareket etti. Battaniyenin içinden minik bir yumruk güçsüzce sallandı. Nefesim kesildi. "Aman Allah'ım," diye fısıldadım. Bir bebek. Henüz birkaç günlükten fazla olamazdı. Ağlamaktan yüzü kıpkırmızı kesilmiş, dudakları soğuktan titriyordu. Çılgınca etrafıma bakındım; bir bebek arabası, bir çanta ya da yakınlarda birini aradım. Ama sokak bomboştu.