"Merve Hanım mı?" Ses tok, vakur ve biraz pürüzlüydü. "Evet." "Bulduğunuz bebekle ilgili arıyorum," dedi. "Buluşmamız gerek. Bugün saat dörtte. Bu adresi not edin." Tezgahın üzerindeki kalemi kaptım ve bir fişin arkasına karaladım. Adresi görünce nefesim kesildi. Her sabah ofislerini temizlediğim binaydı. "Siz kimsiniz?" diye sordum, kalbim küt küt atarak. "Sadece gelin," dedi. "O zaman anlayacaksınız." Telefon kapandı. Olanları anlattığımda Rahime'nin kaşları çatıldı. "Dikkatli ol Merve. Kim olduğunu bilmiyorsun." "Biliyorum," dedim saate bakarak. "Ama... Ya bebekle bir bağı olan biriyse?" Saat dörtte lobideydim. Güvenlik görevlisi bana uzun bir bakış attıktan sonra telefonu kaldırdı. "En üst kat," dedi sonunda. "Sizi bekliyor." Asansör yolculuğu hiç bitmeyecekmiş gibi geldi. Kapılar açıldığında cilalı mermerlerin ve ağırbaşlı bir havanın olduğu bir dünyaya adım attım. Devasa bir masanın arkasında, ışığın altında kır saçları parlayan bir adam oturuyordu. Gözlerini bana çevirdi. "Oturun," dedi.