Ben güldüm; ağlayarak güldüm.
“Ben resim yapmayı bilmem,” dedim.
Mehmet, fırçayı avucuma yerleştirdi.
“Ben de ilk kez başladığımda bilmiyordum,” dedi. “Ama sevmeyi öğrendim.”
O gün akşama kadar garajda kaldık. Ben bazen unuttum, bazen aynı soruyu tekrar sordum. Mehmet hiç sıkılmadı. Her seferinde aynı sabırla cevap verdi. Ve her cevabın içinde aynı cümle vardı: “Buradayım.”
Gece yatmadan önce, yıllardır yaptığımız gibi, ışığı kapatmadan önce bana döndü.
“Ayşe,” dedi, “seni seviyorum.”
Bu kez ben de daha sıkı tuttum elini.
“Ben de,” dedim. “Unutsam bile… sen bana hatırlatırsın.”
Ve anladım: Onun sakladığı sır bir ihanet değildi.
Benim eksilmeye başlayan hafızama karşı, sevginin elinde tuttuğu bir hatıraydı.