“1958… 1969… 1984… 1997… 2006… 2019… 2022…”
Kalbim göğsümde sıkıştı. Dudaklarım kurudu. “Bu… bu kim?” diye fısıldadım, kendime bile duyuramayacak kadar kısık bir sesle.
Tam o sırada arkamdaki ahşap çıtırtısını duydum. Döndüm.
Mehmet kapıda durmuş, elinde market poşetiyle bana bakıyordu. Yüzü bembeyazdı. Sanki yıllardır sakladığı şey bir anda gün ışığına çıkmış, o da nefessiz kalmıştı