Programın ilk ayında, yeni doğan bebeğiyle eve dönecek aracı olmayan bir anneye ulaşım ayarlandı. Başka bir hastaya ailesine haber verebilmesi için telefon desteği sağlandı. Yapılan yardımların hiçbirinde insanların kim olduğu ya da ne kadar parası bulunduğu sorulmuyordu; yalnızca hangi desteğe ihtiyaç duydukları belirleniyordu.
Bir akşam Dr. Samet beni odasına çağırdı. Bu defa yüzünde ciddi değil, sıcak bir ifade vardı.
“Yaprak, bugün bir anne ve bebeği program sayesinde güvenle evlerine ulaştı,” dedi. “Sana bunu göstermek istedim.”
Masasındaki rapora baktım. Aklıma Gülsüm'ün o gece bankta otururken bana söylediği cümle geldi: Başka ne yapacağımı bilmiyordum.
Altı ay sonra Kutay ve Uras'ın küçük bir aile buluşmasına davet edildim. Gülsüm artık Beril'in evinden ayrılmış, babasının desteğini de kullanarak kendi seçtiği mütevazı bir daireye yerleşmişti. Yarı zamanlı işine dönmek için plan yapıyordu. Kıvanç'la ayrı yaşıyorlardı ve çocukların bakımına ilişkin sorumlulukları daha düzenli biçimde paylaşıyorlardı. Gelecekleri konusunda kesin bir karar vermemişti.
Kutay kucağımda gülümserken Uras, Beril'in omzunda uyuyakaldı. Nihat Bey mutfaktan çay getiriyor, Gülsüm sofrayı hazırlıyordu.