Sesim istemeden sertleşti.
“Annem seni otuz yıl bekledi. Sence seni affetmez miydi?”
Yusuf başını kaldırdı.
Gözlerinden yaşlar akıyordu.
Tam o sırada aklıma annemin cenazesinden önce yaşadığımız son gece geldi.
Annem hastaydı. Yatağının yanında oturuyordum.
Bir ara gözlerini açıp bana:
“Bu pazar istasyona gidemeyebilirim,” demişti.
Ben de elini tutup, “Artık gitme anne. Yeterince bekledin,” demiştim.
Bana uzun uzun bakmıştı.
Sonra çok sessiz bir sesle:
“İnsan sevdiği birini beklemekten yorulmaz. Sadece zamanın kendisinden önce yorulmasından korkar,” demişti.
O an sözlerini anlamamıştım.
Şimdi göğsümün ortasına bir taş oturmuş gibiydi.