Derya ile eşi Kerem altı yıl boyunca bir çocuk sahibi olabilmek için uğraştı. Hastane randevuları, pahalı tedaviler, sayısız hayal gücü ve haftada ödüllendirilen bir doğum, evliliklerinin ilişkileri ağır bir gölge gibi çökmüştü. Başta “bir gün bebeğimiz olduğunda” diye kurduğu cümleleri, “eğer olursa” diye temkinli umutlara dönüşmüştü. Bu nedenle Derya, o sabah testte iki çizgiyi takip eden buna hemen inanamadı; sanat arda birkaç test sonucu sonra sonuç Kerem'e gösterdi. Kerem test çubuğuna baktı, sonra eşine baktı; dizlerinin üstünde çöküp Derya'nın belinde kırıldı ve her yerde kırıldı, sevinci gözyaşlarıyla dışarı çıktı.
O gün sonra ikisi de sanki uzun bir fırtınadan sonra sakin bir limana varmışlar. Fakat Derya, hamileliğinin sekizinci haftası civarında Kerem'in hayatını altüst eden bir gerçekle karşılaşmandan habersizdi. Kerem, tek başına gittiği bir doktor randevusunda ileri evrede pankreas kanseri olduğu öğrenmişti. Derya'nın bundan böyle bir haberi olmadı. Onun gördüğü tek şey, eşinin gün içinde biraz daha zayıflaması, geceleri mide ağrısıyla uyanması ve renginin sık sık solmasıydı. Kerem ise bütün bunlara iş yoğunluğuna bağlıydı. Zaten onbeş yılda bir elde edilen kâr değişimi yoğun tempoya alışkındı; Geç saatler, stresli telefonlar, bitmeyen dosyalar normal sayılırdı.
C'insiyet değiştirmeye nasıl karar verdi..
TURUNCU KODLU UYARI VERİLEN 10 İL
Bebeğimizi Beklerken Ölümcül Hastalığı