Doktorun dudaklarından çıkan o cümle, Derya’nın kulaklarında uzun süre yankılandı. Bir an için etrafındaki sesler boğuklaştı; koridordaki ayak sesleri, cihazların ötüşü, bir sedyenin tekerlek gıcırtısı… Hepsi birbirine karıştı. “Ne kanseri?” diyebildi sonunda. Sesi, kendi kulağına bile yabancı geldi.Sağlık Merkezi Bul
Doktor mahcup bir ifadeyle dosyaya baktı. Kerem’in yaklaşık sekiz ay önce ileri evre pankreas kanseri tanısı aldığını, bir süre tedavi planı yapıldığını ama hastalığın çok agresif ilerlediğini anlattı. Derya duvara tutunmak zorunda kaldı. Sekiz ay önce… Yani kendisine hamile olduğunu söylediği günlerden hemen sonra.
Kerem o gece kısa süreliğine gözlerini açabildi. Konuşacak gücü yoktu. Derya yatağının başına oturdu, avuçlarını ellerinin arasına aldı. İçinde birbirine zıt ne varsa aynı anda büyüyordu: korku, öfke, kırgınlık, sevgi, çaresizlik. “Neden?” diye fısıldadı. Kerem gözlerini güçlükle ona çevirdi. Dudakları titredi. Çok zor duyulan bir sesle, “Seni… mutlu görmek istedim,” dedi. Sonra gözünden tek bir damla yaş süzüldü. Birkaç saat sonra Kerem’i kaybettiler.