Eşyalarını topla, taşıyıcı anne

Görüntü siyah beyazdı ama her şey net bir şekilde seçiliyordu. Koyu renk mantolu, eldivenli ve elinde büyük bir çanta taşıyan bir kadın garaja giriyordu. Doğrudan Kenan’ın arabasına doğru yürüdü.

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Kadın aracın yanına çömeldi.

Feride sessizce ağlamaya başladı.

“Hayır…” diye fısıldadı.

Mukaddes Hanım aniden ona doğru döndü.

“Kes sesini!”

Ama artık çok geçti.

Ekrandaki kadın, varlığından haberdar olmadığı bir kameraya doğru yüzünü kaldırdı.

Bu Mukaddes Hanım’dı.

Kenan ekranda yeniden belirdi.

“Fren pedalının altında bir sıvı fark ettiğim için arabamı kontrol ettirmiştim. İlk başta mekanik bir sorun olduğunu düşündüm. Sonra birinin sisteme müdahale ettiğini keşfettim. O gece eve ekstra kameralar yerleştirdim.”

Ayağımın altındaki zemin kayıp gidiyor gibiydi.

Kocam bir kazada ölmemişti.

Kayıttaki Kenan zorlukla yutkundu.

“Eğer ölürsem, bu yol yüzünden olmayacak. Birileri benim hayatımın, bir mirastan daha değersiz olduğuna karar verdiği için olacak.”

Mukaddes Hanım çığlık attı.

“Kapatın şunu!”

Ama Ahmet elini kaldırarak son derece ciddi bir ses tonuyla konuştu.

“Henüz bitmedi, son bir bölüm daha var.”

Ekran yeniden aydınlandı ve Kenan, camideki imamın bile gözlerini yere indirmesine neden olan o cümleyi kurdu.

“Ve şimdi herkes, öz annemin benim ölüm emrimi verdiği o telefon konuşmasını dinleyecek.”
Reklamlar