3. BÖLÜM
Ses kaydı, bir masanın üzerine bırakılan telefonun çıkardığı hafif metalik bir sesle başladı.
Ardından Mukaddes Hanım’ın sesi camiyi doldurdu.
“Kaza süsü verilmesi şart. Hata istemiyorum. Oğlum vasiyetini değiştirdi, o kadının bize ait olanları almasına izin veremem.”
Bütün cami buz kesti.
Sonra bir adamın sesi cevap verdi.
“Eğer yolda yaparsak kimse çok fazla incelemez. Ama bu bize daha pahalıya patlar.”
Mukaddes Hanım hiç tereddüt etmeden karşılık verdi.
“Ne kadar gerekiyorsa ödeyin. Kenan bir kez öldü mü, her şeyi zaten geri alacağım.”
Dizlerimin bağı çözüldü. Ahmet düşmeden önce beni yakaladı. İçimden bir parça çığlık atmak istiyordu. Diğer bir parçam ise Kenan’ın tabutuna koşup, onun tek başına taşıdığı bu korkuyu göremediğim için ondan af dilemek istiyordu.
Mukaddes Hanım kafasını iki yana sallamaya başladı.
“Bu ben değilim. Bu ben değilim. Bu montaj!”
Tam o sırada Ahmet ile birlikte içeri giren iki kişi resmi kimliklerini çıkardılar.
“Mukaddes Mertoğlu,” dedi içlerinden biri, “tasarlayarak adam öldürme, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve zimmete para geçirme suçlarından tutuklusunuz.”
Kelepçelerin kadının bileklerinde kapanırken çıkardığı ses keskin ve geri dönülemezdi.
Feride dizlerinin üzerine çöktü.
“Annem beni zorladı,” diye ağladı. “Ben sadece birkaç kağıt imzaladım. Kenan’ı öldüreceğini bilmiyordum.”
Mukaddes Hanım kızına nefretle baktı.
“Beceriksiz. Her zaman beceriksizdin.”
Bu cümle, onun o şık ve saygın imajının son parçasını da yerle bir etti. Yıllarca bana paranın peşindeki fırsatçı, sonradan görme ve aileye sürülmüş bir leke diyen kadın, şimdi etkilemek için kıvrandığı herkesin gözü önünde polisler tarafından götürülüyordu.
Yanımdan geçerken hala havayı zehirlemeye çalıştı.
“O çocuk bunların hiçbirinin sefasını süremeyecek. Duyuyor musun beni? Tek bir kuruşunu bile!”
Derin bir nefes aldım. Dikkatlice eğildim, yerdeki alyansımı aldım ve sızlayan parmağıma geri taktım. Canım yandı ama yüzüğü bırakmadım.
“Oğlum, babasının sevgisiyle büyüyecek,” dedim ona. “Ve babaannesinin gerçek yüzünü bilerek.”
Mukaddes Hanım hayatında ilk kez verecek bir cevap bulamadı.