Emre yavaşça başını onun omzuna koydu.
O an Hasan kendi oğlunu düşündü.
Yıllar önce evden ayrılıp başka şehre giden, araları soğuyan oğlunu.
Belki de bu yüzden Emre’yi beklemişti.
İnsan bazen kurtaramadığı bir ilişkinin ağırlığını, başka bir çocuğun durağında telafi etmeye çalışır.
Haber mahalleye yayıldı.
“Otobüsçü çocuk kaçırılmasını engelledi.”
“Bir dakika beklemesiyle kurtarmış.”
“Biz de her sabah söyleniyorduk.”
Hasan bu laflardan rahatsız oldu.
Kahraman olmak istemiyordu.
Çünkü kahramanlık dediğin şey bazen yapılması gerekeni, biraz geç de olsa yapmaktı.
Okul da karıştı.
Müdür, Emre’nin sık sık morluklarla geldiğini, devamsızlık yaptığını ama “aile problemi” diye geçiştirildiğini kabul etmek zorunda kaldı.
Hasan okula gitti.
Müdür odasında, tıpkı otobüste olduğu gibi, başını eğmeden konuştu.
“Ben şoförüm. Öğretmen değilim. Ama bir çocuğun her sabah korkarak koştuğunu gördüm. Siz nasıl görmediniz?”
Müdür sustu.
Rehber öğretmen ağladı.
“Keşke daha erken fark etseydik.”
Hasan yorgun bir sesle cevap verdi:
“Keşke demek yetmiyor. Bundan sonra fark edeceksiniz.”
Veysel ve yanındakiler tutuklandı.
Sanayi atölyeleri incelendi.
Başka çocukların da benzer şekilde çalıştırıldığı ortaya çıktı.
Emre’nin notu sadece onu değil, iki çocuğu daha kurtardı.
Biri on dört yaşındaydı.
Diğeri on iki.
Onlar da “çırak” adı altında okuldan koparılmıştı.
Hasan bunu duyunca gece uyuyamadı.
Düşündü durdu.
Kaç çocuk otobüse yetişemedi diye kaybolmuştu?
Kaç çocuk “uyuyakaldı” sanılmıştı?
Kaç kişinin hayatı, bir dakikalık sabırsızlığa yenilmişti?
Emre birkaç hafta sonra okula döndü.
İlk gün Hasan onu durağın önünde bekledi.
Bu kez otobüs saatinden beş dakika önceydi.
Emre yokuştan ağır ağır indi.
Koşmuyordu.
Sırtında yine mavi çanta vardı.
Ama çanta temizlenmiş, yırtık yerine yeni bir kumaş parçası dikilmişti.
Neriman Abla dikmişti.
Siyah bant yoktu artık.
Otobüs kapısı açıldı.
Emre bindi.
Herkes sustu.
Sonra kasklı adam ayağa kalktı.
“Günaydın Emre,” dedi.
Ardından Neriman Abla:
“Günaydın oğlum.”
Sonra arka taraftan bir kadın:
“Günaydın.”
Bir anda bütün otobüs çocuğa günaydın demeye başladı.
Emre ne yapacağını bilemedi.
Kulakları kızardı.
Hasan bileti kesmedi.
“Senden ücret yok bugün.”
Emre hemen itiraz etti.
“Olmaz.”
“Olur. Bugün ilk günün.”
Emre cebinden bozuk para çıkardı.
“Ben yolcu olmak istiyorum Hasan Amca. Acınacak çocuk değil.”