Kocam vefat etti ve beni altı çocukla yalnız bıraktı

Ihlamur Sokak.

Şehir yazmıyordu. Gerek de yoktu. Bizim yaşadığımız yerdi — arabayla yirmi dakika.

Belgeleri komodine koydum.

Beklersem vazgeçebilirdim.

Yan komşum Zeynep’e gidip çocuklara biraz bakıp bakamayacağını sordum. Ev hanımıydı, on bir yaşında bir oğlu vardı ve çocukları severdi. Memnuniyetle kabul etti.

Kerem kapıda bana baktı ama içeri girdi.

Arabaya bindim.

Ihlamur Sokak’a gidiş gerçek dışı gibiydi.

Ya kapıyı açmazsa?
Ya Murat’ın öldüğünü bilmiyorsa?
Ya benden nefret ediyorsa?

Mavi panjurlu mütevazı bir evin önünde durdum.

Kapıyı çaldım.

Ayak sesleri yaklaştı.

Kapı açıldığında nefesim kesildi.

Ceren.

Yabancı değildi. Yıllar önce üç ev ötede oturan kadındı. Elif doğduğunda muzlu kek getiren kişi.

Beni görünce yüzündeki renk soldu.

“Ayşe…” dedi.

Arkasından küçük bir kız çocuğu baktı.

Koyu saçlı. Murat’ın gözleri.

Dizlerim titredi.

“Sen…” diyebildim.

Ceren’in gözleri doldu. “Murat nerede?”

“Vefat etti,” dedim. “Ve çözmem için bana bir şey bıraktı.”

“Ben ailenizi yıkmak istemedim,” dedi titreyerek.

“Ondan bizi bırakmasını istedin.”

“Evet. Onu seviyordum.”

“O seni aynı şekilde sevmiyordu,” dedim sakin ama ağır bir sesle.
Reklamlar