“Ne diyorsun sen Cemre?” diye fısıldayabildim güçlükle. Sesim bana ait değilmiş gibi boğuk, çatallı ve yabancıydı. “Hangi babadan, hangi tanıdıktan bahsediyorsun? Leyla bana onun kim olduğunu hiçbir zaman söylememişti.”
Cemre gözyaşlarını tutmaya çalışarak yutkundu. İri ela gözleri; korku, suçluluk ve derin bir çaresizlikle doluydu. Elleri masanın üzerinde yaprak gibi titriyordu. “Tarık Amca,” dedi titreyen dudaklarıyla. “Dükkânın mülk sahibi… Senin yıllardır ‘en eski dostum’ dediğin, o büyük inşaat şirketinin sahibi Tarık.”