O gece o yemekten sonra olanlar tam bir ibret vesikasıydı. Gönül Hanım ve Melis, nezaket maskelerini vestiyerde unutup gitmişlerdi. Melis, “Ben bu şartlarda evienemem, geleceğim garanti altında olmalı” diye ağlama krizlerine girdi. Gönül Hanım ise “Bizi buraya bu döküntü ev için mi çağırdınız?” diyerek gerçek yüzünü gösterdi. Serkan şaşkındı, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda ömrünü ona adayan ailesi…
Ertesi gün Serkan’ı karşımıza aldık. Ona gerçekten işlerimizin kötü gitmediğini ama bir test yapmamız gerektiğini anlattık. “Oğlum,” dedi Levent, “Biz bu evi sana veririz, canımız feda. Ama seninle değil de senin tapunla evlenmek isteyen bir aileye bu emeği yedirmeyiz. Eğer Melis seni seviyorsa, seninle 1 + 1 kiralık bir evde de mutlu olur. Eğer derdi ‘İncek’teki tapu’ ise, o zaman sen Serkan olduğun için değil, bir mülk sahibi olduğun için değerlisin demektir.”