Yıllar önce bir bit pazarından kızıma bir oyuncak ayı almıştım

Bir gün semt pazarında dolaşırken, eski eşyaların satıldığı bir tezgâhta büyük, bembeyaz bir oyuncak ayı gördüm. Biraz eskimişti ama gözleri capcanlıydı. Sanki bana bakıyordu. Sanki “Beni al, onun için buradayım,” diyordu. Fazla düşünmeden satın aldım.

Sude hediyeyi açtığında gözleri parladı. O an dünyadaki bütün zenginlikler benim olmuş gibiydi. Ayıya sarılışı, yüzünü peluşuna gömüp kahkahalar atışı… O günden sonra ayı onun sırdaşı, arkadaşı, geceleri yastığı oldu.

Ben her uzun yola çıkışımda, Sude ayıyı kucağıma sıkıştırırdı.

“Baba, bunu yanına al. Yolda seni korusun,” derdi.

Ben de alırdım. Kamyonumun yolcu koltuğunda oturur, emniyet kemerini bile takardım ona. Dinlenme tesislerinde çay içerken karşıma koyar, “Ne diyorsun bakalım bugün?” diye şakalaşırdım. Yıllar boyunca o ayı benimle Türkiye’nin dört bir yanını dolaştı. Eve her dönüşümde Sude koşarak kapıyı açar, önce bana sonra ayıya sarılırdı.
Reklamlar