Komşum Her Cuma Bana Aynı Cümleyi Söylüyordu

Kızım gülümsedi.

“Cesaretin olmasa bunca yıl herkese yetişemezdin. Şimdi birazını kendine ayır.”

Birkaç gün boyunca düşündüm.

Tam teşekküllü bir dükkân açacak birikimim yoktu. Ama yıllardır evde yaptığım tadilat işlerinden düzenli müşteriler edinmiştim. Dikiş makinem, ütüm ve gerekli malzemelerim vardı.

Mahalledeki küçük bir terzi dükkânının sahibine uğradım.

Kadın işlerini azaltmayı düşündüğünü, dükkânın arka bölümünü başka bir terziyle paylaşabileceğini söyledi.

Kira ve giderleri konuştuk.

Aylık beş bin liralık pay benim için küçümsenecek para değildi. Yine de birikimimi hesaplayınca başlangıç masraflarını karşılayabileceğimi gördüm. İlk aylarda kazancımın düşük olabileceğini biliyordum.

Bu yüzden acele etmedim.

Müşterilerimle görüştüm. Düzenli iş alıp alamayacağımı değerlendirdim. Evdeki malzemelerimi saydım. Kızımla birlikte basit bir gelir gider hesabı yaptık.

Bir ay sonra küçük bir çalışma alanı kiraladım.

İlk gün dükkâna girdiğimde elimde yalnızca eski dikiş makinem, birkaç kutu iplik ve ütüm vardı.

Ama yıllardır hissetmediğim bir heyecan duyuyordum.

Kendi kazandığım parayla aldığım küçük bir saksıyı pencerenin önüne koydum.

Kocam o akşam dükkâna geldi.

Kapıdan içeri girerken çekingen görünüyordu.

“Güzel olmuş,” dedi.

“Daha çok iş var.”

“Yardım edebileceğim bir şey var mı?”

Bir an düşündüm.

Eskiden olsa bütün eksikleri sıralar, sonra da onun ne kadar yorulacağını düşünüp vazgeçerdim.

Bu kez yalnızca duvardaki rafı gösterdim.

“Onu sağlamlaştırabilir misin?”

Kocam ceketini çıkardı.

“Tabii.”

Rafı tamir ederken uzun süre konuşmadık.

Sonra birden bana döndü.

“Bunca yıl seni ne kadar yalnız bıraktığımı yeni anlıyorum.”

Elimdeki kumaşı masaya bıraktım.

“Keşke daha önce anlasaydın.”

“Biliyorum.”

“Bazı şeyler geri gelmeyecek.”

“Bunu da biliyorum.”

İlk kez özrünü hemen kabul etmek zorunda hissetmedim.

Çünkü bağışlamanın, yaşananları olmamış saymak anlamına gelmediğini öğreniyordum.

Kocamın değişmek için çaba göstermesini görmek istiyordum. Birkaç güzel söz değil, zaman içinde sürdürülen davranışlar benim için önemliydi.

O da bunu anlamaya başlamıştı.

Dükkânı açtıktan sonraki ilk cuma sabahı komşumu aradım.

Kızının evinde kalmaya devam ediyordu. Sağlık durumunun iyi olduğunu, fakat artık tek başına yaşamak istemediğini söyledi.

“Evimi ne yapacağımı henüz bilmiyorum,” dedi. “Belki kızımın yakınına taşınırım.”

“Peki, anahtarın?”

“Şimdilik sende kalsın. Döndüğümde konuşuruz.”

Bir süre sustum.

“Bana yıllarca söylemediğin şey için hâlâ kırgınım.”

“Biliyorum, kızım.”

“Ama sonunda söylemiş olman da benim için önemli.”

Sesinin titrediğini duydum.

“Keşke kayınpederin hayattayken bunu yapabilseydim.”

“Ben de keşke,” dedim.

Komşum ağlamaya başladı.

Ona artık geçmişi değiştiremeyeceğimizi söyledim. Fakat geçmişten kalan yanlışları sürdürmek zorunda olmadığımızı da ekledim.

Sonra ona dükkânımı anlattım.

Çok sevindi.

“Peki, bugün kendin için ne yaptın?” diye sordu.

Gülümseyerek cevap verdim.
Reklamlar