Telefonu kapattıktan sonra uzun süre yerimden kalkamadım.
Sonunda kutuyu alıp evime döndüm.
O gün dikiş makinemin başına oturdum. Yarım kalan elbiseyi tamamladım. Sonra müşterimi arayıp siparişinin hazır olduğunu söyledim.
Kocam akşam eve geldiğinde mutfakta oturuyordum.
Masada hastane belgeleri ve kayınpederimin fotoğrafı vardı.
Kâğıtları görünce yüzü değişti.
“Bunları nereden buldun?”
“Bu sorudan önce başka bir şeyi cevaplamanı istiyorum.”
Sandalyeye oturmadı.
“Ne öğrenmek istiyorsun?”
“Baban hastaneden çıktığında bize başka destek yolları konusunda bilgi verilmiş mi?”
Bir süre sustu.
“Bazı şeyler konuşulmuştu.”
“Bana neden anlatmadın?”
“Çünkü o zamanlar işlerimiz zordu.”
“Zor olduğunu biliyorum. Ama sen bana doktorların başka seçenek olmadığını söylediğini anlattın.”
Kocam sandalyeyi çekip oturdu.
“Nurgül, o hizmetlerin hepsi hemen verilecek şeyler değildi. Başvursak sonuç çıkmayabilirdi.”
“Belki çıkmazdı,” dedim. “Belki de bir kısmından yararlanırdık. Bilmiyorum. Ama birlikte araştırabilirdik.”
Başını öne eğdi.
“Babam yabancı biriyle kalmak istemiyordu.”
Fotoğrafı önüne koydum.
“Peki, neden burada benim işimi bırakmamı istemediğini yazmış?”
Fotoğrafı eline aldı.