Hatta oturduğumuz mahallede boşalan küçük bir iş yerini görmüş, kirasını bile sormuştum.
Kayınpederim hastalandığında bütün planlarım yarım kaldı.
İlk zamanlar bunun birkaç aylık bir fedakârlık olacağını düşündüm. Fakat aylar yıllara dönüştü.
Kocam sabah işe gider, akşam yorgun dönerdi. Kayınvalidem haftada birkaç gün uğrardı. Kocamın erkek kardeşi ise kendi ailesinin sorumluluklarından söz ederek pek görünmezdi.
Bana sürekli aynı şey söylenirdi:
“Sen evdesin, en iyi sen ilgileniyorsun.”
O cümlenin arkasına saklanan gerçeği fark etmem yıllar sürdü.
Ben evde olduğum için ilgilenmiyordum. İlgilenmek zorunda bırakıldığım için evdeydim.
Bunun farkına vardığımda çoktan mesleğimden uzaklaşmış, çevremi kaybetmiş, kendime ayırdığım zamanı unutmuştum.
Üstelik kimse bana ne istediğimi sormamıştı.
Telefonum çaldığında irkildim.
Arayan kocamdı.
“Neredesin? Annemi hastaneye götürmemiz gerekiyor. Bugün kontrolü var, unuttun mu?”
Kayınvalidem iki hafta önce evde düşüp bileğini kırmıştı. Ameliyat gerekmemiş, kolu alçıya alınmıştı. Doktor, iyileşme sürecinde bazı işlerde yardıma ihtiyacı olacağını söylemişti.
Kocam daha ilk gün bana dönüp konuşmuştu:
“Annem bir süre bizimle kalsın. Sen de evdeki dikiş işlerini azaltırsın.”
O anda itiraz edememiştim.
Ama komşumun son haftalarda cuma günleri söylediklerini hatırlıyordum.
“Bir insanın herkese yetişmeye çalışırken kendine geç kalması da kayıptır.”
Şimdi o sözlerin neden giderek daha ciddi bir hâl aldığını anlıyordum.
Telefonda kocama sakin bir sesle cevap verdim.
“Kontrolünü unutmadım. Ama bugün sen götüreceksin.”
Bir süre konuşmadı.
“Ben işteyim, Nurgül.”
“Benim de bugün teslim etmem gereken işlerim var.”
“Annem tek başına gidemez.”
“Tek başına gitmesini söylemedim. Sen götürebilirsin. Olmazsa kardeşinle konuşabilirsin.”
“Neler söylüyorsun sen sabah sabah?”
“Akşam konuşacağız.”
Telefonu kapattım.
Yıllardır ilk kez bir aile sorumluluğunu üzerime almak zorunda olmadığımı açıkça söylemiştim.
Ama içim rahatlamamıştı. Aksine daha fazla titriyordum.
Komşumun kızını aradım. Numarasını daha önce acil durumlar için vermişti.
Telefonu açınca komşumun iyi olup olmadığını sordum.
“İyi, merak etmeyin,” dedi. “Dün akşam bize geldi. Bir süredir yalnız yaşamakta zorlandığını söylüyordu. Birkaç gün burada kalacak.”
“Onunla konuşabilir miyim?”