Levent onu görür görmez

Levent kâğıdı buruşturdu.

“Saçmalık! Annen bunları para için yapmadı.”

“Doğru,” dedim. “Aynı şekilde burada para için de kalmadı. Bunu ancak kendi işine gelince mi anlayabiliyorsun?”

Telefonu çaldı. Ekranda “Murat Muhasebe” yazıyordu. Levent aramayı reddetti. Telefon yeniden çaldı. Bu kez yüzünün rengi daha da soldu.

“Kim o?” diye sordum.

“İşten biri. Önemli değil.”

Ama birkaç saniye sonra telefonuma bir mesaj geldi. Gönderen, Levent’in ofisinde çalışan muhasebeciydi. Daha önce aile bütçesini hazırladığım için numaram onda vardı.

“Rahatsız ettiğim için özür dilerim,” yazmıştı. “Levent Bey’e ulaşamıyorum. Bugün ödeme yapılmazsa ofisin kira sözleşmesi fesih sürecine girecek. Size haber vermem gerektiğini düşündüm.”

Mesajı Levent’e gösterdim.

“O yüzden mi annemden 30.000 TL istiyorsun?”

Levent öfkeyle telefonu elimden almaya çalıştı, ama geri çekildim.

“Bu benim işim. Karışma!”

“Senin işin yüzünden annemin emekli maaşına göz dikildiği an, bu benim de meselem oldu.”

Sonra Levent sandalyeye çöktü.

“Üç aydır işler kötü,” dedi. “İki büyük müşteri ödeme yapmadı. Çalışanların maaşını zar zor verdim. Bugün bir açık kapatmam gerekiyor.”

“Bana neden söylemedin?”

“Beceriksiz olduğumu düşünmenden korktum.”

Sözleri içimi acıttı. Çünkü evliliğimiz boyunca para konusunda zor günler yaşamıştık. Birlikte market alışverişini azaltmış, tatilleri ertelemiş, hesap yapmıştık. Fakat hiçbirinde başka birini aşağılamamıştık.

“Beceriksiz görünmekten korktuğun için annemi suçlu gibi gösterdin,” dedim. “Aradaki farkı görüyor musun?”

“Otuz bin lirayı alıp haftaya yerine koyacaktım,” diye mırıldandı.

“Peki anneme bunu söyledin mi? Ondan borç istedin mi?”
Reklamlar