“Baba, BEN GERÇEK BABAMIN YANINA GİDİYORUM… Onun kim olduğunu hayal bile edemezsin. Onu çok yakından tanıyorsun… Çünkü bana BİR ŞEY söz verdi…”
Zihnim, az önce yaptığı bu ağır sözleri reddederek istercesine uğulduyordu. Masadaki çatal parçadan kopmuş porselen tabağa çarparken dağıtılır, rahatsız edici ses, odadaki ağır sessizlik bir bıçak gibi kesilir. Karşımda oturan, uzun süreli saçının tek bir teline zarar gelmesinden dolayı üzerine titrediği, Cemre'ye bakakaldım. Fırından yeni çıkan hindinin kokusu, yeni akşamın o sıcak havası bir anda buz kesmiş, yer boğucu bir karanlığa bırakılmıştı.