Gözyaşları içinde kutuyu aldım

Gülmeyin. Ya da gülün. Gülce muhtemelen gülerdi. Banyonun aynasının karşısında on yedi yaşındaki bir kızın mezuniyet elbisesiyle dururken kendimi gülünç hissetmeyi bekliyordum. Biraz öyle de hissettim ama başka bir şey daha vardı. Böylece elbiseyi denedim. Kumaşın omuzlarımdaki hissi, döndüğümde eteğin savruluşu… Bir anlığına, sadece bir saniyeliğine, sanki aynada tam arkamda duruyormuş gibi hissettim. “Anneanne,” dediğini hayal ettim. “İçinde benden daha güzel durmuşsun.” Bileğimin tersiyle gözlerimi sildim ve hayatımı değiştirecek bir karar verdim. O an bunu henüz bilmiyordum. Gülce’nin anısını onurlandırmak için onun yerine, onun elbisesiyle törene katılacaktım. Sanki aynada tam arkamda duruyormuş gibi hissettim. Mezuniyet gecesi, gri saçlarımı topuz yapmış ve en iyi inci küpelerimi takmış bir halde Gülce’nin elbisesiyle okula sürdüm arabayı. Eğer kendimi aptal gibi hissedip hissetmediğimi merak ediyorsanız; evet, aptal gibi hissettim. Ama daha güçlü bir şey de hissediyordum. Ona adını koyamadığım bir borcum varmış gibi hissediyordum.
Reklamlar