Sanki biri göğsümün ortasına ağır bir taş bırakmıştı.
“Sekiz ay mı?”
Başını salladı.
“Utku, Miray’ı hastanede tanıdı.”
Elimdeki mektuba baktım.
Oğlum aylarca hastaneye gidip gelmişti. Sayısız doktor, test, serum, kontrol… Onun yanında olmadığım neredeyse tek bir gün bile yoktu.
Peki Miray’ı nasıl hiç görmemiştim?
Figen bunu yüzümden anlamış olmalıydı.
“Onlar genellikle sizin aşağı katta işlemleriniz olduğu zaman görüşüyorlardı,” dedi. “Kardiyoloji servisiyle nöroloji bölümü aynı koridorun farklı uçlarındaydı.”
Mektubu yeniden açtım.