OĞLUM HAYATINI KAYBETMEDEN ÖNCE...

İlk satırdan sonra devam eden cümleleri okumaya başladım.

“Anne, bu kız hakkında bilmen gereken bir şey var. Onu rastgele seçmedim. Daha doğrusu kalbimin kime gideceğine benim karar veremeyeceğimi biliyorum. Ama doktorlar onun uygun adaylardan biri olduğunu söylediğinde hayatımda ilk defa ölmekten biraz daha az korktum.”

Boğazım düğümlendi.

Bir sonraki satırı okumadan önce gözlerimi kapattım.

Utku’nun sesi sanki kulağımın içindeydi.

“Miray’ı ilk kez hastanenin bahçesinde gördüm. Ben tekerlekli sandalyedeydim, o da annesine kalp nakli olmazsa fazla zamanı kalmadığını yeni öğrenmişti. Ağlamıyordu. Sadece önündeki serçelere ekmek atıyordu.”

O anda zihnimde bir görüntü belirdi.

Utku’nun bir gün kontrol sonrası benden hastanenin kafeteryasından su istemesi…

“Sen git anne, ben burada beklerim,” demişti.

Belki de o gün Miray’la tanışmıştı.

Mektubu okumaya devam ettim.

“Yanına oturdum. Bana bakıp ‘Sen de mi hastasın?’ dedi. Ben de ‘Hayır, buraya tatil yapmaya geldim,’ dedim. Güldü. O gün arkadaş olduk.”
Reklamlar