Salondaki herkes sessizliğe gömüldü.

Gözlerimi kapattım.

Göğsümün ortasında yıllardır kapanmış sandığım bir yara yeniden açılmıştı.

“Eğer bir gün yeniden yürürsem babam geri gelir mi bilmiyorum. Ama gelirse ona şunu söylemek istiyorum: Ben ayağa kalkmayı senin için öğrenmeyeceğim.”

Bora burada sustu.

Başını kaldırıp doğrudan Volkan’a baktı.

“Ben ayağa kalkmayı annem için öğreneceğim.”

Salondan bir anda alkış yükseldi.

Ama Bora elini hafifçe kaldırdı.

Henüz bitirmemişti.

Alkışlar yavaşça kesildi.

Volkan’ın gözleri dolmuştu.

Bora tekrar kâğıda baktı.

“Çünkü annem beni taşırken sırtı ağrısa da belli etmiyor. Doktora giderken otobüs parasını hesaplıyor ama bana hiç para sıkıntımız varmış gibi davranmıyor. Geceleri çalışıyor, sabah yine beni okula götürüyor.”

Artık gözyaşlarımı tutamıyordum.

Bora’nın bunların hepsini fark ettiğini bilmiyordum.

Ben hep onu koruduğumu sanmıştım.

Meğer o da bütün o yıllar boyunca beni izliyormuş.

“Büyüdüğümde insanların zor zamanlarında onları terk eden biri olmak istemiyorum. Birinin hayatı zorlaştığında kaçan değil, yanında kalan biri olmak istiyorum.”

Bora kâğıdı yavaşça kapattı.
Reklamlar