Salondaki herkes sessizliğe gömüldü.

Bastonuna dayanarak sahnede duran o genç adamı izlerken, sekiz yaşında tekerlekli sandalyesinde ağlayan çocuğu görüyordum.

Bora mikrofonu tekrar kaldırdı.

“Babamın bana on yıl önce öğrettiği bir şey var.”

Volkan nefesini tuttu.

“Bazen bir insanın size yaptığı en kötü şey bile, size nasıl biri olmamanız gerektiğini öğretir.”

Bora cebinden ikinci bir şey çıkardı.

Küçük bir zarf.

Volkan’a baktı.

“Bunu sana vermek istiyordum.”

Sahneden indi.

Bastonu zeminde hafif sesler çıkararak ilerliyordu.

Volkan ayağa kalktı.

Bora zarfı ona uzattı.

Volkan elleri titreyerek aldı.

“Bu ne?”

“Üniversite kabul mektubumun bir kopyası.”

Volkan şaşkınlıkla Bora’ya baktı.

“Burs kazandım,” dedi Bora. “Tam burs.”

Volkan’ın gözleri parladı.

“Biliyordum oğlum. Sen benim oğlumsun. Her zaman zekiydin.”

Bora’nın yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Hayır baba.”

Volkan sustu.
Reklamlar